Hisarbey Köyü

English Dutch French German Russian Turkish
 
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • blue color
  • green color
  • Köyden Haberler
  • Genel Haberler
  • Üye Menüsü
  • Duyurular
  • Son Eklenen Vidyolar
Köyümüz ilköğretim okulu öğretmenlerinden değerli Abdullah Arkan hocanın sitemize gönderdiği yazı
O Eski Günler
Küstüm
Emi
Köyümüz ilköğretim okulu öğretmenlerinden değerli Abdullah Arkan hocanın sitemize gönderdiği yazı
O Eski Günler
Küstüm
Emi
  Duyuru
  O Eski Günler
  Küstüm
  Emi
  Köy Hatırası
';
Vidyolar Bölümü
Vidyolar bölümü güncellenmistir.Sitemize üye olarak ya da zaten üyeyseniz üye girisi yaparak vidyolarinizi ekleyebilirsiniz.Destek ve sorulariniz icin lütfen iletisim bölümündeki formu doldurunuz.
 
Çoklu Dil Desteği

Sağ üst köşede bulunan bayrak resimlerine tıklayarak siteyi istediğiiz dilde görüntüleyebilirsiniz.

Devamını oku...
 
Türkiye Tanitim Filmi
Türkiye Tanitim Filmi
Administrator
2009-11-26 18:10:25
Yozgat Sarikaya
Yozgat Sarikaya
Administrator
2009-11-26 18:06:49
Yozgat - Sarikaya - Pinarkaya Koyu
Yozgat - Sarikaya - Pinarkaya Koyu
Administrator
2009-11-26 18:00:43

Son eklenen Resimler


Genel Resimler - 07-08-2010 Hisarbey


Hatiradir Gecmisten - Dervis'in Ramazan


Simdi Hayalleri Yadigar - Duran Oguz


Simdi Hayalleri Yadigar - Fatov


Simdi Hayalleri Yadigar - Salih Koc


Genel Resimler - 07-08-2010


Genel Resimler - Mesgut


Bugunleri - Dalginlasip kalmak, geçen bunca zamanin ettiklerini gorererek


Bugunleri - Ne güzeldim, ne güzeldi her sey gençligimde...


Bugunleri - Kibar bir aile


Bugunleri - 09-08-2010


Hatiradir Gecmisten - 1


Genel Resimler - Rahmetli Çorus Ali


Simdi Hayalleri Yadigar - Rahmetli Ömer Pusmaz


Hatiradir Gecmisten - Rahmetli Ali Akdogan


Içimizi Sizlatanlar - Ne yaptigini bilmemek bu olsa gerek! (Sorguncugun Agzi'nda bir garip çam)


Simdi Hayalleri Yadigar - Teberigin Yusuf


Bugunleri - Sorguncuk 25-07-2010


Bugunleri - 25-07-2010


Hisarbey Resimleri - Hisarbey 24-07-2010




Anasayfa

Duyuru

Köyümüz ilköğretim okulu öğretmenlerinden değerli Abdullah Arkan hocanın sitemize gönderdiği yazıyı olduğu gibi sizlere aktarıyor, bu anlamlı girişimin herkes tarafından imkanları oranında desteklenmesini rica ediyoruz. Abdullah hoca ve okulumuz öğretmenlerine iyi niyetleri ve özverili çabaları için takdirlerimizi iletiyor, teşekkür ediyoruz.

Şahin Bey öncelikle çalışmanızda başarılar diliyorum... Sitenizi gözlemlediğim kadarıyla Hisarbey kültürünü yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorsunuz, bu yönünüzü takdir ettiğimi bilmenizi isterim.
  İsmim Abdullah Arkan köyünüzde 2 yıldır  sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Sitenizde okulumuza da yer ayırdığınız için teşekkürler.
Sizlere yazmaktaki amacım; okulumuzu çağa ayak uydurmak ve öğrencilerimize daha iyi eğitim vermek amacıyla sınıflarımızı yenilemek, dizayn etmek için kollarımızı sıvadık. Artık eğitim kara tahta önünde konuşan bir öğretmen ve onu pasif olarak dinleyen öğrenciler anlamına gelmiyor. Eğitim; öğrencinin bilgiyi kendisinin inşa ettiği, öğretmenin yol gösterdiği, duyan, gören, sorgulayan, aktif bireyler yetiştirme amacına yöneldi. Bu nedenle öğrenme ortamımızı yenilememiz teknolojinin imkanlarından faydalanmamız gerekiyor. İnternet vasıtasıyla büyük holdinglerden sosyal sorumluluk projeleri adı altında yardım taleplerinde bulunuyoruz. Amacımız bütün sınıflarımızı  projeksiyon makinası, bilgisayar ve internet ile donatmak.

Eğitim bilimi der ki; insanlar

Okuduklarının
yüzde onunu,
Duyduklarının
yüzde yirmisini,
Gördüklerinin
yüzde otuzunu,
Hem görüp hem duyduklarının
yüzde ellisini,
Görüp, duyup, söylediklerinin
yüzde seksenini,
Görüp, duyup, söyleyip, dokunduklarının
yüzde doksanını hatırlıyorlar... 

  İşte sınıflarımıza projeksiyon döşeme çabamız bu yüzden. Geleceğimizin teminatı olan nesillerimizi daha iyi yetiştirmek, onları gelecekte iyi yerlerde görmek istiyorsak onlara bu altyapıyı hazırlamamız gerekiyor. Kendi çabalarımızla bazı holdinglerden, hayırseverlerden bir kaç tane projeksiyon makinesi temin ettik. Ama henüz yetersiz. İnternette gezinirken sitenizi gördüm ve sizlere de yazmak istedim. Bu konuda sizin de fikirlerinizden, yardımlarınızdan faydalanmak isteriz. Saygılarımla.

Abdullah Arkan, 5-A sınıf öğretmeni

Tel: 0506 301 42 85

 

Hisarbey Neresi?

!Uyarı! Doğru işleyiş için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Şiirler


Sıla Özlemi

 

Bağlandım gurbete gelemiyorum

Bizim ilin bahar zamanı geldi mi?

Uzaklarda kaldım bilemiyorum

Mektup yazın bahar zamanı geldi mi?

 

Seher vakti Ak Dağlar sislenir

Sümbül, menekşe, çiğdem ile süslenir

Her çalıdan beş on keklik seslenir

Yaylaların bahar zamanı geldi mi?

 

Uzun Oluk’tan, Dede Oluk’tan, Sulak’tan

Ada malı ses verince uzaktan

Sorguncuk’tan hele Küçük Kavak’tan

Haber salın bahar zamanı geldi mi?

 

Yaylacılar yaylasına göçtü mü?

Obaları şenlenip de coştu mu?

Erik, kayısı çiçeğini açtı mı?

Bahçelerin bahar zamanı geldi mi?

 

Derelerden coşkun sular akardı

Kuş sesleri yeri göğü yıkardı

Kekik, yavşan burcu burcu kokardı

Elmalı’nın bahar zamanı geldi mi?

 

Hasret kaldım bahçesine bağına

Yoğurt Yurdu, Söğütlü’nün suyuna

Kel Tepe, Dede Boyu Dağı’na

Doğru söylen bahar zamanı geldi mi?

 

Özlenen hayattan gitmez ötesi

Yozgat ili nere Libya neresi

Hasretle geçer Ozan’ın çilesi

Mektup yazın bahar zamanı geldi mi? 

 Yüksel Koç 

 

Anılar

Tekaüt Dede 


Köyde ona genellikle Tekaüt Dede derlerdi. Hacı Emmi, Mustafa Emmi diyenler de olurdu. Yaşı 1960’lı yılların başında yetmişin epey üzerindeydi. Evi mezarlığa giden yolun solunda çocuklarının evlerinin arasında bir göz odaydı. Çocukları, gelinleri, torunları ona hizmette asla kusur etmezler; yemek, temizlik gibi onun bütün ihtiyaçlarını hemen her gün giderirlerdi.

Tekaüt Dede her sabah odasından çıkar, evinin önündeki tahta sandalyede akşama kadar otururdu. Çünkü sağ bacağı taa dibinden yoktu. Koltuk değnekleri ile çok az hareket edebiliyordu.

Vekaleten başkasını göndermişti hacıya. Sorarsanız, Hacı Emmi bacağına ne oldu? Diye, Hemen başlardı anlatmaya. “O günler gitsin de geri gelmesin, neler çektik neler yavru. Seferberlikte, 1.Cihan Harbi’nde yavrum, Kafkas Cephesi’ndeydik. Gümrü’de bir şarapnel mi, top mermisi mi neyse aldı götürdü sağ bacağımı diye başladımı dinleyebilirsen saatlerce sürerdi anlattıkları.

Oldukça iyi tekaüt maaşı alırdı. Hali vakti yerindeydi o günlere göre. Hayırseverdi, köyün girişinde deredeki köprüleri o yaptırmıştı. Yardımseverdi: cami, okul ve köydeki fakir fukaraya hep yardım eder, kimseyi boş çevirmezdi.

Bir keresinde bir dilenci para istiyordu. Paraları bilmezdi. Bana seslendi: “yavru şu ceketimi ver hele,” diye. Cebinden özenle cüzdanını çıkarıp içinden bir kağıt para alarak bana uzattı ve: “şu kaç pangunutsa ver fıkaraya gitsin,” dedi. (Liraya pangunut derdi). Baktım dilenciye vermemi istediği para 100 (yüz lira). O günlerde çok iyi para, çünkü memur maaşı 250 TL, bir koyun 50TL, yevmiye 7,5TL. Ben vermek istemedim: “Hacı Emmi bu çok para,” dedimse de, o ver, ver gitsin diye israr ediyordu. Ben yine de başka para ver diye direttim. Cüzdanı bana vererek “bak da şurdan ver,” dedi. Ben de bir on lira bulup dilenciye verdim. Dilenci hayatının parasını kazanmış gibi sevinerek uzaklaştı.

İşte bu Tekaüt Dede’yi o günlerde Sarıkaya’da askerlik şubesi olmadığı için maaşla ilgili resmi bir iş sebebiyle Boğazlıyan’dan isterler. Köyde motorlu taşıt olarak bir tek Deli Hafız’ın kamyonu vardı. Her gün Sarıkaya’ya yolcu ve yük taşır, insanlar teldeki kuşlar gibi dizilirdi kamyon kasasına. Kış sabahları bir türlü çalışmaz, iteklemeğe başlardık koca kamyonu. Eğer köprüye kadar çalışırsa çok şanslı sayardık kendimizi, çalışmazsa çok zorlanarakda olsa köprüyü geçtimi iş kolaylaşırdı. Akçadam’ın bükmeye kadar iterek çalıştıramasak bile o virajı dönünce Kaplancı’ya varmadan mutlaka çalışırdı kırmzı BMC.

İşte Tekaüt Dede Boğazlıyan’a gitmek için bu kamyonu kiralar. Şoförün yanına da oturur. Köyden çıkışta yollardaki virajlar alınırken Tekaüt Dede başlar şoföre seslenmeye: “Gıvrat yavrum gıvrat, ha ha bu yana gıvrat. Ha yavrum ha öte yana gıvrat,” 

Sarıkaya’yı geçip Boğazlıyan yoluna çıkınca karşıdan kamyon otomobil vb. gibi motorlu taşıtlar gelmeye başlar. Tekaüt Dede artık: ‘gıvrat yavrum gıvrat,’ lâfını unutmuş, karşıdan her taşıt göründükçe;

“Ağle (dur), ağle de geçsin yavrum, ağle ağle,” demeye başlar. Şoför bir kaç defa durup karşıdan gelen taşıtların geçmesini beklese de sonunda dayanamaz ve: “Hacı emmi bir şey olmaz, her taşıt gördüğümüzde durursak Boğazlıyan’a varamayız,”der ve basar gaza.

Tekaüt Dede’nin ağzından Boğazlıyan’a varıp, köye dönene kadar artık tek cümle çıkmaktadır:

“Booyh, ula ula ula, vız dedi geçti ula ula.”

“Booyh, ula ula ula, vız dedi geçti ula ula.”  

 

06.02.2007 Feyyaz GÜVENÇ

 
Advertisement

..::TC KİMLİK NO::..

T.C.Kimlik No

Vergi Kimlik No

Döviz Bilgileri

USD Alış1.4994 YTL
USD Satış1.5066 YTL
EURO Alış1.9241 YTL
EURO Satış1.9334 YTL

Kimler Çevrimiçi

Bugün40
Dün53
Bu Hafta424
Bu Ay256
Toplam23551

(C) Fliesenstadt

Anketler

Sitemizdeki Yeniliklerden Memnun musunuz?
 

Hava Durumu

İstatistikler

Üyeler: 160
Haberler: 96
Web Bağlantıları: 5